Minimalizmin Anatomisi

SPOTLIGHT
MİNİMALİZMİN ANATOMİSİ

Saflığın, minimalizmin, devrimin adı Jil Sander. Aynı zamanda bir eykeltraşın elinden çıkmışçasına form sahibi tasarımlarla modanın statükosuna kafa tutan bir vizyon. Sektöre neredeyse yarım asır önce adım attığından beri yaşantımıza ve stilimize etkisi hiç dinmeyen marka trendlere mesafeli ama yeniliğe açık; sartoryal ama sportif.

Güçlü motoruyla nabzı yükselten spor arabalar, rafine detaylarıyla hayranlık uyandıran yapılar, teknik özellikleriyle hayatı kolaylaştıran aygıtlar… Sevdiğiniz alan ne olursa olsun -otomotiv, mimari ya da teknoloji- tasarıma biraz ilgiliyseniz, o evrende birkaç adım atsanız, mükemmellik arayışınızda Alman mühendisliğine muhakkak denk gelirsiniz. Dayanıklılık, form ve işlevsellik prensiplerini odağa alan saf estetik anlayışı, tutku ve arzularınızı harekete geçirir. Moda dünyasında bu prensipleri arayacak olursanız, bakmanız gereken tek bir isim var: Jil Sander.

Yaşadığı coğrafyanın kültürel değerlerini mesleğine aktaran, detaycılık, form ve kalite unsurlarını görünümümüze empoze eden tasarımcı, üstün Alman mühendisliğinin moda sektöründeki yegane temsilcisi. 1991’de verdiği bir röportajda, “Erkek giyim tasarımcıları dekoratif bir vizyonu takiben kıyafetin dış görünüşüne öncelik veriyorlar. Bense tasarımın, onu giyen kişide yarattığı hissi bilmek istiyorum.” diyen rütbeli tasarımcı, bu sözleri sarf ettikten tam altı yıl sonra erkek koleksiyonunu piyasaya sundu ve bu kulvarda da rüşdünü ispatlamayı başardı. 1999’da yüzde 75’inin Prada Grubu’na satılmasından Sander’ın

rağmen vücutta ağırlık yapmasın, giyeni hafifletsin… Sander’ın yeni sezonundaki her takım işte böyle, konfordan da şıklıktan da ödün vermeyecek şekilde sıcak mevsimin güncesine adapte olmuş. Erkek gardırobunun vazgeçilmezi gömlek, görünümlerin odak noktasında. Geniş formuna rağmen kısıtlayıcı değil, ince dokusuyla giyene hareket özgürlüğü veriyor. Koleksiyon, siyah ve fildişi tonlarının hakimiyetinde, ama muazzam sürprizler de barındırıyor. Özetlemek gerekirse, ruhu besleyen, iyi hissettiren, özgüven aşılayan zamansız giysi arayışındaysanız, adresiniz belli.

“ERKEK GİYİM TASARIMCILARI DEKORATİF BİR VİZYONU TAKİBEN KIYAFETİN DIŞ GÖRÜNÜŞÜNE ÖNCELİK VERİYORLAR. BENSE TASARIMIN, ONU GİYEN KİŞİDE YARATTIĞI HİSSİ BİLMEK İSTİYORUM.”

kendi modaevine aynı yıl veda etmesine, 2003 senesinde geri dönüp 2005’te tekrar ayrılışına uzanan gelişmeler, Jil Sander’ın imzası haline gelen yalınlık prensibiyle çakışacak nitelikte, karmaşık. Farklı dönemlerde kreatif direktörlüğünü Raf Simons ve Rodolfo Paglialunga’nın da üstlendiği modaevi, 2017’den beri Luke ve Lucie Meier çiftine emanet. 2020 İlkbahar/Yaz erkek koleksiyonuna bakılırsa, Meier çifti bu görevi layığıyla başarmış görünüyor. Öyle bir takım hayal edin ki, kusursuz formuyla konuşsun, hacimli silüetine 

FRONT ROW
DESEN AÇILIMI

Floral, egzotik, etnik,
empresyonist. Yeni sezonun desen
skalası geniş; görünümünüzdeki
tamamlayıcı aksesuarları sakin
tutmakta fayda var.

FRONT ROW
SICAK İKLİM

Moda otoritelerinin
podyumlarına ılımlı,
adaptasyon gücü yüksek
ve kullanışlı tonlar hakim.

STYLE
DETAYDA SEÇİCİLİK

Şehrin sokaklarından deniz kenarına,
bir yaz gününü sofistike kılan tüm
tasarımlar fonksiyonelliği işaret
ediyor.

Yorum Yap

Navigate